Kurtuluş kolay değil… Bir başka açıdan bakmak lazım

14 Mayıs seçim propagandalarının bir önemli konusu; mülteci sorunu

Sahiden ülkemizde mülteci sorunu kangrene dönüştü.

Önceki gün Moskova’da toplanan Türkiye, Rusya, İran, Suriye dışişleri bakanlarının ana gündemlerinden biri sığınmacılar oldu.

“Gitsinler”- “yollayacağız” gibi toptancı bakış açıcı önemli ayrıntıları konuşmamızı engelliyor…

Hele vatanından yurdundan öksüz sığınmacılara yapılan sosyal dışlanmışlık acı olaylara sebep oluyor…

Kuşkusuz ülkemizdeki mülteci karşıtlığının nedenlerini anlamak zor değil:

Dünya Bankası raporuna göre, mülteciler yüzünden Türkiye’de yerli işgücünün yüzde 50’si tamamen işgücünden çıktı, yüzde 32’si işsiz kaldı, yüzde 18’i ise kayıt dışı çalışmaya geçti. Ayrıca büyük emekçi kitlesi de işini kaybetme korkusu yaşıyor!

Vahim tablo bu…

Mülteci sorunu sadece “göndereceğiz” demekle çözülebilir mi?

***

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, 2021 yılı sonunda dünya göç istatistiğini yayınladı:

89,3 milyon insan zorla yerinden edildi…

27,1 milyon insan mülteci oldu…

53,2 milyon insan kendi ülkeleri içinde yerinden edildi…

4,6 milyon insan sığınmacı oldu… Ki bunlar kayda girenler!

Göçün farklı nedenleri var:

Savaşlar, iç çatışmalar, kuraklık gibi doğal afetler gibi insan yaşamını tehdit eden olağanüstü durumlar. Ayrıca gözden kaçırılan bir gerçek daha var:

Kamu mal – hizmetlerinin özelleştirilmesi, ticaretin küreselleşmesi, sosyal devletin kaybı, emek – sermaye kontrollerinin azaltılmasıyla ortaya çıkan aşırı yoksullaşmaya, işsizliğe sebep olan neoliberalizm!

Sosyal devleti katledip, piyasayı kutsayan neoliberalizm “yeni bir işçi sınıfı” yarattı:

Açlık-yoksulluk sebebiyle ülkesinden gitmek zorunda kalan mülteciler, gittikleri ülke piyasalarının güvencesiz “prekaryası” haline geldi.

İtibariyle, “merdiven altı” gayrı resmi ekonomisi yoğun olan Türkiye’de mültecilerin pazara uyum sağlaması kolay oldu…

***

Ülkemiz transit göçe köprü olan coğrafik konumda.

Özellikle Suriye- Afganistan’daki savaşlar yüzünden Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke…

Resmi kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı geçen yıl itibariyle 3 milyon 577 bine ulaştı. Bunun çalışabilir yaştaki (15-64) Suriyelilerin sayısı 1 milyon 893 bin 176 (yüzde 60,7). Diğerleri yaşlılar ve çocuklar, ki 15 yaşından küçüklerin sayısı 1 milyon 494 bin 828.

Eğitim düzeyinin yüzde 90’ının lise ve altı düzeydeki Suriyeli göçmen işgücü (862 bin 39’u /yüzde 91,6’sı), üretkenliğin düşük olduğu (inşaat- tekstil gibi) sektörlerde ve (garsonluk gibi) düşük pozisyonlu işlerde çalışıyor. Minimum ücretten yaklaşık üçte bir oranında daha düşük ücret alıyor.

Düşük ücret ve geçim sıkıntısı karşısında çocuklar dâhil tüm aile bireyleri çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum Türkiye’de çocuk işçiliğinin artmasına neden oluyor.

Ya Suriyeli olmayan mülteciler? Sayısı yarım milyonu aştı…

Kayıt dışı çalışan oranı 2021 yılı dönemde –resmi- yüzde 28,7 oranındaydı. Sürekli artıyor ki bunun nedeni mülteci emek gücü…

Yıllardır kayıt dışı sömürüye bel bağlayan yerli piyasamızdaki mülteci/prekarya oranı ne? Bilinmiyor.

Bu yükün altından kalkmak kırılgan ekonomiye sahip Türkiye için hayli güç.

Mitinglerde siyasetçiler, sığınmacıları hemen “kovacağını” söylüyor da, kriz içindeki piyasaya ucuz-güvencesiz-sömürülecek işgücü nereden sağlanacak?

Neoliberalizm dünyayı “mülteci çağına” soktu ki, kriz içindeki bu ekonomik yapıyla “kurtuluş” nasıl olacak?

NOT: HDP/ Yeşil Sol, Kürt işgücünü işsiz bırakan mülteci sorununa neden sessiz? Size ev ödevi olsun…

Soner Yalçın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

diyarbet
mrbahis
favorislot
markaj giriş
trwin
big bass bonanza oyna
gates of olympus oyna
egt oyna
favorislot
markaj giriş
trwin
betingo
bahisbudur
tarafbet
casi pol
casipol giriş
casipol giriş
casipol
casipol
romabet
tarafbet
mrbahis
casipol şikayetvar
casipol giriş
casipol twitter
casipol şikayet
casipol
casipol güncel giriş
casipol güncel
casipol giriş
casipol girişi